Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye'de ve dünyada halkın bir kesimi, faiz gelirinden uzak durmaktadır. Bu nedenle klasik bankalara gitmeyen fonlar atıl kalmaktadır. Bu durum hem genel ekonomi açısından, hem de tasarruf sahibi açısından bir kayıptır. Katılım bankaları, mali sektörde bir yenilik olarak, faiz endişesi nedeniyle klasik bankalara gitmeyen fonları ekonomiye kazandırmak ve tasarruf sahiplerinin fonlarını güvenle saklamalarına ve değerlendirmelerine yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur. Kuruluş aşamasında, dalında uzman kişilerin oluşturduğu heyetlerin görüşleri doğrultusunda ve dünyadaki uygulamalarından örnek alınarak, bu bankaların topladığı fonları değerlendirmek için yöntemler tespit edilmiştir. Bu yöntemlerle elde edilen kazancın faizden esaslı olarak farklılık gösterdiği konusunda bir görüş birliği oluşmuştur.
Katılım bankacılığı , 1970'li yıllardan itibaren Dünya mali gündeminde tartışılan bir konudur. Türkiye'deki ilk uygulaması ise, 1985 yılında AIbaraka Türk ve Faisal Finans Kurumu tarafından başlatılmıştır. Faizsiz bankalar, iştirakleri ve şubeleri ile halen 60'dan fazla ülkede faaliyet göstermektedirler. Bünyelerinde faizsiz esaslara göre çalışan birimler kuran batılı kurumlar da vardır. Bunlara örnek olarak, Citibank, HSBC Bank, Union Bank of Switzerland, Kleinwort Benson, ANZ Grindlays, Goldman Sachs gibi müesseseler sayılabilir. Batılı bankalarca kurulan ilk bağımsız faizsiz banka, Citibank tarafından 1996 yılında, 20 milyon USD sermaye ile Bahreyn'de kurulan Islamic Investment Bank'dır.
Katılım bankaları mali sektörde faaliyet gösteren, reel ekonomiyi finanse eden ve bankacılık hizmetleri sunan bankalardır. Katılım bankaları, tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları, faizsiz finansman prensipleri dahilinde ticaret ve sanayide değerlendirerek, oluşan kâr veya zararı tasarruf sahipleriyle paylaşıyor. Bu bankaların isimlerindeki “katılım” sözcüğü yaptığımız bankacılık türünün kar ve zarara katılma prensibine dayalı bir bankacılık olduğunu ifade etmektedir. TL, USD ve EURO bazında vadeli hesaplarda toplanan fonlar, Kurumsal Finansman Desteği, Bireysel Finansman Desteği, Finansal Kiralama, ortak yatırımlar ve kâr/zarar ortaklığı yatırımı yöntemleriyle değerlendiriliyor. Ticaretin ve sanayinin ihtiyaç duyduğu, hammadde, emtia, gayrimenkul, makine ve teçhizatın temini, katılım bankacılığı prensiplerine uygun olarak, yani mal alım satımının finansmanı yoluyla sağlanmaktadır. Ayrıca halkın ihtiyaç duyabileceği diğer bankacılık hizmetleri de sunulmaktadır.
Katılım Bankacılığı; fon toplama ve kullandırma işlemlerinde "faiz" aracını kullanmayan, onun yerine fon toplama işleminde kar ve zarara katılma modelini, fon kullanma işleminde de müşteriye doğrudan nakit verme yerine mal ve hizmet tedariki, kiralanması, kar/zarar ortaklığı yatırımı modellerini uygulayan bir bankacılık türüdür. Bir getirinin faiz olabilmesi için kazancın önceden belli olması ve paranın karşılığında para kazanılması gerekir. Örneğin klasik bankalar belli bir faiz karşılığında mudilerden para toplamakta ve yine ilan edilen faiz oranlarında nakit kredi olarak ihtiyaç sahiplerine sunmaktadırlar. Kâr payında ise halktan para toplanırken belli bir gelir taahhüdünde bulunulmadığı gibi ana para garantisi dahi yoktur. Kredilerdeki fark da şöyledir: Katılım bankaları kredi kullandırırken müşteriye doğrudan nakit ödeme yapmazlar. Ödemeyi fatura karşılığında ve kredi müşterisinin işletmesi için ihityaç duyduğu malı satan satıcıya yaparlar. Ödmeyi yaptıktan sonra üzerine kar paylarını ekleyerek müşteriyi borçlandırır ve müşteriden taksitler halinde tahsil ederler. Böylece finansman, malın peşin alınıp üzerine kar payı konarak vadeli satımı şeklinde yapılmış ve yapılan işlem, ikrazat (nakit ödeme) şeklinde değil, ticaret şeklinde gerçekleşmiş olur. Bu yöntem aynı zamanda verilen kredinin amaç dışı, verimsiz ve spekülatif alanlara gitmesini önleyen ve kayıt dışını kayda alan ideal bir finansman yöntemidir. Diğer taraftan, katılım bankaları bazı konulara, örneğin alkollü içeceklerin, tütünün üretim ve satışı ile uğraşanlara kredi kullandırmazlar. Faizli enstrümanlara yatırım yapmazlar, faizli işlemlere yer vermezler.
Vadeli olarak yatırılan tasarruf hesaplarına dağıtılacak kâr, fon kullandırma faaliyetlerinin neticesinde oluşan net kâr seviyesine bağlıdır. Toplanan fonlar, para cinsine göre USD, EUR ve TL havuzlarda toplanır. Fon kullanmak isteyen müşteriye talep ettiği para cinsi ve vade grubuna göre ilgili havuzdan fon kullandırılır ve bu işlemden doğan kâr (veya zarar) da prensip olarak ilgili havuza dağıtılır. Dağıtılan kâr, günlük veya haftalık bazda hesaplanır ve her hafta başında ilan edilir.

Dağıtılacak kârları önceden açıklamak hiçbir şekilde mümkün değildir. Gazetelerde ya da şubelerde ilan edilen kâr payları ileriye yönelik dağıtılacak kârları gösteren bir tablo değildir. Dikkatli bakılırsa, açıklanan rakamlar bir önceki hafta sonu itibariyle vadelere göre oluşmuş ve dağıtılmış kâr paylarını göstermektedir. Müşterileri bilgilendirmek amacıyla ilan edilmektedir. ileriye yönelik bir taahhüt değildir.

Bir çok çevrede zaman zaman dile getirilen bu soru veya şüphe, öncelikle doğru bilgiden kaynaklanmıyor. Bir kere, bankalar arasında bile büyük faiz farkları varken kâr payları ile faizler arasında bazı dönemlerde rastlanan arızî yakınlığı genelleştirerek oradan bazı yargılara varmak, doğru neticeler vermez. Diğer taraftan bankalar paranın yatırılması aşamasında vereceği faiz oranını belirliyor. Oysa katılım bankaları geçerli kâr marjları üzerinden parayı değerlendirip, kazandığını paylaşıyor. Önceden bir belirleme kesinlikle mümkün olmadığı için zaten bankaların takip edilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Reel ekonomik piyasada çok farklı sektörlerde ve ekonominin zorunlu kıldığı kâr hadleri dahilinde çalışıldığından normal kazanç seyrinin dışına çıkılması da zaten iktisaden mümkün değildir. Kaldı ki dağıtılan kâr payları bankaların faiz oranlarına çok yakın bile olsa bu yapılan işin aynı olduğu anlamına gelmez.

Müşteri katılım bankasının herhangi bir şubesine örneğin 1 ay vadeli 10 bin TL yatırmış olsun. Bilgisayar sisteminde mevcut programlar sayesinde paranın yatırıldığı zamanda 1 ay vadeli hesaplarda mevcut toplam tasarruf içindeki yüzdesi hesap edilir. Bir tür hisse oranıdır. Ve haftalar itibariyle oluşan kârdan bu hisse oranında hesaba kâr dağıtılır.

Kamuoyunda bu bankaların hiç zarar etmediği şeklinde yanlış bir kanaat oluşmuştur. Ticari hayatta kâr kadar zarar da doğaldır ve kaçınılmazdır. Her yaptıkları işlemden kâr elde etmeleri de mümkün değildir. Fakat Katılım bankaları sıradan bir ticari müesseseden farklı olarak Türkiye çapında çok farklı sektörlerden binlerce firma ile çalışmaktadırlar. Çalışacakları firmaları seçme şansına sahip oldukları gibi, her türlü istihbaratın ardından gerekli teminatları da almaktadırlar. Güvenmedikleri hiç bir firma ile çalışmazlar. Buna rağmen yapılan bazı işlemlerden ticari hayatın kaçınılmaz risklerinden dolayı zarar doğabilir. Mesela, müşterinin malî durumu bozulduğu için borcunu ödeyememesi veya kâr/zarar ortaklığı projesinin zararla neticelenmesi hallerinde bir zarar sözkonusu olmaktadır. Ancak, bazı işlerden oluşan zararlar diğer yüzlerce işten elde edilen kârdan mahsup edilmekte ve kalan net kâr dağıtılmaktadır. Bu da en çok, dağıtılan kâr payını aşağıya çekebilir. Katılım bankaları müşterilerine aylık bin TL ye on beş TL kâr dağıtacağına on üç TL dağılabilir. Yani tabiri caizse, yumurtaların hepsi tek veya birkaç sepete konmadığı ve yüzlerce, binlerce sepete dağıtıldığı için bir kaç sepetteki yumurtanın hasar görmesi neticeyi çok etkilememektedir.

Burada normal ticari hayatta rol oynayan fiyat saptama kıstasları aynen dikkate alınır. Katılım Bankaları genel olarak aşağıdaki koşulları dikkate alarak kullandırdığı fonlardan alacağı kâr marjını tespit ederler:
• Yapılan işin veya satılan malın piyasadaki kâr haddi, peşin ve vadeli alım satım fiyatı,
• Katılım Bankalarının elindeki paranın (Mal alım veya yatırım gücünün) miktarı,
• İş yapılan müşterinin pazarlık gücü (ölçeği, sağlamlık derecesi, yapılan işin hacmi, müşterinin devamlılığı ve bankaya sağladığı diğer faydalar)
• Enflasyon oranı,
• müşterinin yönelebileceği alternatif finansman kaynaklarının maliyeti, çalışılan sektörlerin genel durumu,
• Tasarruf sahiplerinin beklentileri, Genel bir değerlendirme ile kâr hadleri tespit edilir ve dönem dönem şartlara göre kâr hadleri değiştirilir. Ülke ekonomisi bir bütün olduğuna göre, burada piyasada oluşan kâr hadlerinin çok altında veya çok üstünde kâr tespit etmek mümkün değildir. Nihayetinde reel sektörde faaliyet gösterilmekte olup, kâr hadlerini de piyasa belirlemektedir.

Katılım bankaları finansman desteği sağlarken, kâr zarar ortaklıkları kurarken veya finansal kiralama yaparken muhatap firmayı tetkik ediyor. Mali ve moralite yönünden, işteki tecrübe ve başarısı yönünden istihbaratını ve analizini yapıyor. Sağlam ve çalışılabilir gördüğü firmalara, eldeki verilere ve firmanın çapına göre bir limit tahsis ediyor ve bu limit dahilinde devamlı olarak çalışıyor. Karşı firmanın borcu karşılığında teminat olarak, sadece firmanın ve ortakların imzası ile yetinebileceği gibi, gerekli gördüğünde ya da piyasanın durumuna göre, kefil, ipotek, teminat mektubu vb. maddi teminatları talep edebiliyor.

Her katılım bankasının yurtiçinde bir veya birkaç tane muhabir bankası bulunmaktadır. Bu muhabir bankalar vasıtasıyla ücretsiz olarak herhangi bir katılım bankası şubesine para göndererek hesap açtırabilir, hesaplardan para çekilebilir, bunların çeki tahsil edilebilir, havale yapılabilir havale istenebilir. Ayrıca EFT sistemi ile yurdun her tarafına para ulaştırılabilir. Günümüz teknolojisinde bu sorun rahatlıkla çözülmektedir. Yurt dışında ise yaygın muhabir banka ağı bulunmakta olup, her türlü dış işlem çok rahat yürütülebilmektedir.

Bankacılık Kanununa göre, katılım bankalarında, gerçek kişiler adına özel cari ve kâr ve zarara katılma hesaplarında toplanan tasarrufların kişi başına, anapara ve kar payı tutarının 100 bin TL lık bölümü Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun güvencesi altındadır. Söz konusu sigorta, her katılım bankası için ayrı ayrı dikkate alınacaktır. Katılım bankaları tarafından, bu fona hesapların sigorta ettirilmesi amacıyla her üç ayda bir mevcut hesapların güvenceye tabi bölümleri üzerinden belirli oranda prim yatırılmakta ve bu primler hesap sahiplerine kara katılma oranında yansıtılmaktadır.

Katılım Bankalarının emanetlerinde bulunan menkul kıymetler, çek karnesi teslim edilmemiş dahi olsa, çek karnesi verdikleri müşterileri adına açılan hesaplarda bulunan tutarlar, havale bedelleri ile katılma hesaplarına ilişkin kâr payları da dahil olmak üzere, her türlü katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak(hesap) sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına uğrar.

Bankalar bir takvim yılı içinde zamanaşımına uğrayan ve tutarı 50 Yeni Türk Lirası ve üzerindeki her türlü katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli taahhütlü mektupla uyarmak zorundadırlar.

50 Yeni Türk Lirasının altındaki hesap, alacak ve emanetler için böyle bir uyarı zorunluluğu bulunmamaktadır.

Zamanaşımına uğrayan, gerek 50 YTL'nin üstünde, gerekse bu tutarın altındaki her türlü katılım fonu, emanet ve alacaklar Şubat ayının başından itibaren her bankanın kendi internet sitesinde 3 ay süreyle (Nisan ayı sonuna kadar) ilan edilir. Ayrıca, her bir banka, sözkonusu listelerin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu, Şubat ayının 15 inci gününe kadar Türkiye genelinde yayım yapan tirajı en yüksek 2 gazetede 2 gün süreyle ilan etmek zorundadır.

Bankalar tarafından kendi internet sitelerinde ilan edilen zamanaşımına uğramış her türlü katılım fonu, emanet ve alacaklardan Mayıs ayının 15 inci gününe kadar hak sahibi veya mirasçıları tarafından aranmayanlar, kâr payları ile birlikte Mayıs ayı sonuna kadar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilir. Sözkonusu katılım fonu, emanet ve alacaklar, kâr payları ile birlikte devir tarihi itibariyle adıgeçen Fon tarafından gelir kaydedilir.

Dolayısıyla, zamanaşımına uğrayan katılım fonu, emanet ve alacaklar, hak sahibi veya mirasçılar tarafından en geç, bu hesapların Fon'a devir zorunluluğunun başladığı Mayıs ayının 15 inci gününe kadar ilgili bankadan talep edilebilir. Bu tarihten sonra ilgili banka veya Tasardruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan bu hesapların talep edilme imkanı buulunmamaktadır.

© Copyright 2016, Tüm hakları saklıdır