ANASAYFATKBB HAKKINDASIKÇA SORULAN SORULARMEVZUATGÖRÜNTÜLÜ VE SESLİ YAYINLAR
08.09.2010 Çarşamba
 
MESLEKİ DÜZENLEMELER
MÜŞTERİ ŞİKAYETLERİ HEYETİ
ETİK KOMİSYONU
ÇALIŞMA KOMİTELERİ
İSTATİSTİKLER
SUNUMLAR
EĞİTİM VE KONFERANSLAR
KÜTÜPHANE
ÖNEMLİ LİNKLER
 
AKADEMİK ÇALIŞMALAR
 
KATILIM BANKACILIĞI SÖZLÜĞÜ
 
VERİ YAYIMLAMA TAKVİMİ
 

ANASAYFA arrow HABERLER arrow Ekonomik güç doğuya kayıyor
Yazdır
Ekonomik güç doğuya kayıyor
Dünya ekonomisinin dengesinde sessiz ve derinden bir değişim yaşanıyor.

Fevzi Öztürk/ Dünya Bülteni

Dünya ekonomisinin dengesinde sessiz ve derinden bir değişim yaşanıyor. Dünya ekonomisinin belki de küresel anlamda en entegre olduğu bir dönemde yaşadığı mali kriz, bu değişimi hızlandırdı.

Küresel mali krizin, gelişmiş batı ekonomilerinde yaptığı hasarlar, dünyanın ekonomik dengesinde ve güç dağılımında, batıdan doğuya doğru yaşanan eksen kaymasını artırdı.

Öncesinde belki fikri olarak savunulan, ancak son dönemde dünya ekonomisine dair yapılan çalışmalarda da net olarak ortaya çıkan sonuçlara göre, bu kaymanın matematiksel olarak yaşandığını görüyoruz.

Bu çalışmalarda, 20 yıl öncesinin ekonomi devleri olarak gösterilen ABD ve Avrupa'nın güç kaybetmeye başladığı ve yükselişe geçen gelişmekte olan Asya ülkelerinin ise, dünya ekonomisinden aldıkları payı artırdıkları görülüyor.

Geçmiş yıllarda yatırımcıların beklenmedik sorunlar karşısında güven duymadıkları ve yakalarını kurtaramayacaklarını düşündükleri gelişmekte olan ülkeler artık dünyanın yeni gücü olmaya aday gösteriliyor.
Para yöneticileri ise, gelişme bekledikleri bu ülkelere yatırım yapmayı önerirken, paralarını gelişmiş ekonomilerden çekip; Çin, Rusya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelere aktarıyorlar.

Ekonomik güç batıdan doğuya kayıyor

Uluslararası para Fonu (IMF) verilerine göre; dünya ekonomisinin lideri ABD'nin küresel ekonomiden aldığı pay 1985 yılında yüzde 23'lerde iken, 2009 yılında bu oran yüzde 20'lere geriledi. ABD'nin küresel ekonomiden aldığı payın 2010 yılında da düşerek yüzde 19,5'a düşmesi bekleniyor. Diğer taraftan yapılan çalışmalardan Avrupa ülkelerinin ve Japonya'nın da kan kaybettiği görülüyor.

1985 yılından bu yana yapılan IMF çalışmasında ülkeleri coğrafi konumlarına göre analiz ettiğimizde yavaşta olsa bir güç kaymasının yaşandığını görüyoruz. Gelişmiş sanayi ülkelerinden gelişmekte olan ülkelere olan bu kayışın bundan sonraki süreçte hızlanarak devam etmesi beklenebilir.

Yükselen yıldız Çin, çöken Almanya

Dünya ekonomisinde her geçen gün daha fazla söz sahibi olan Çin, krize karşın dünya ekonomisinden aldığı payı yükseltti. 1985 yılında dünya ekonomisinden yüzde 2,89 pay alan Çin, 2009 yılında yüzde 12'nin üzerinde pay alırken, 2010 yılında da yüzde 12,72 pay alması bekleniyor.

2008 yılına göre yüzde 14 civarındaki ihracat düşüşüne rağmen, geçtiğimiz yıl toplam 1,2 trilyon dolarlık ihracatla Almanya'yı geride bırakarak dünya lideri olan Çin, 196 milyar dolarlık ticaret fazlasıyla sermaye ihtiyacı içinde olan batılı ülkelerin dikkatini çekiyor.

Küresel mali kriz nedeniyle dünyadaki talep düşüşüne karşın Çin, düşük üretim maliyeti nedeniyle kriz boyunca deniz aşırı satışlarını devam ettirdi. Kriz döneminde bile üretip satmayı başarabilen Çin, dünya mineral ve hammaddelerinin ortalama yüzde 30'unu tüketmektedir.

Aslında Çin'in bu hareketleri dünya kamuoyunun fazlasıyla ilgisini çekiyor. 3 Ocak tarihli New York Times'te bu durum "Ejderhanın Uyanışı" başlıklı bir makale ile değerlendirilerek kamuoyunun ilgisi çekilmeye çalışıldı.
Almanya, 2009 yılında yüzde 5 küçülürken, Alman ekonomisi de ikinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük daralmayı yaşadı. 2009 yılında yaşanan daralma, savaş sonrası dönemin en sert daralmasından beş kat daha büyük olması Alman ekonomisinin geleceğine dair kaygıları artırıyor…
Gelişmekte olan ülkelerin tasarruf oranı yüksek

Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisinden aldıkları payın artması ve yıldızlarının parlaması ise, batı ülkelerine göre daha fazla ihracat yapmalarından, daha az tüketmelerinden dolayısıyla da daha fazla tasarrufa sahip olmalarından kaynaklanıyor. Diğer taraftan özellikle yaşlı Avrupa kıtasına göre, daha genç ve dinamik insan kaynaklarına sahip olmaları, üretim cephesinde aktif güç olarak yer almalarını kolaylaştırıyor. İşçi örgütlenmelerinin batıya göre çok zayıf olması! da birim maliyetleri fazlasıyla aşağıya çekiyor.

En başta ABD olmak üzere batılı ülkelerde kişi başına düşen borç oranı çok yüksekken, bu ülkelerde batılı ülkelere nazaran aşırı tasarruf fazlası var. İşte bu tasarruf fazlası nedeniyle başta ABD olmak üzere, batı dünyanın doğusunun artık daha fazla tüketip tasarruftan vazgeçmesini istiyor.

ABD eksen kaymasından rahatsız

Hatırlarsanız, geçtiğimiz yıl Eylül ayı ortalarında ABD'nin Pittsburgh şehrinde yapılan G-20 zirvesini değerlendirdiğimiz "Yeni Finansal Sistem ve G-20" başlıklı haber analiz yazımızda, "krizle birlikte dünya dengelerinde değişikliğin hızlandığına…" değinmiştik. Ve yine bu zirvede, ABD başkanı Obama ve diğer batılı liderler, dünya ekonomisinde denge sağlanması! amacıyla yüksek ihracat dolayısıyla cari fazla veren ülkelerin tüketimlerini artırması, başta ABD ve Avrupa ekonomilerinin ise daha fazla tasarruf yapması gerektiğini açıklamıştı.

Aslında ABD başkanının da bildiği üzere; bu harcama ve tasarruf isteği bir denge sağlamaktan ziyade dünya ekonomisindeki güç kaymasından ve duyulan rahatsızlığın ifadesiydi. Çünkü kriz sürecinde yapılan müzakerelerde, en başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ülkeler, artık dünya siyasetinde daha fazla söz sahibi olmak istediklerini net bir şekilde ortaya koymuşlardır. Bu da doğal olarak ABD ve destekçilerinin artık tek başlarına dünya ekonomisini ve siyasetini şekillendiremeyecekleri anlamına gelmektedir.
ABD ise bu süreci, krizin faturasını ve finansmanını daha geniş bir zemine yaymaya çalışarak, diğer taraftan da şekillendirme projesine gelişmekte olan yeni güçleri (sözde) dâhil etmeye çalışarak (şimdilik) geçiştirmeye çalışmaktadır. Onlar da bu sürece (şimdilik) uymuş gözükmektedirler.
Güçlerin ve dengelerin yeniden şekilleneceği, önümüzdeki yılların habercisi olan bu "doğum sancıları" beklenen doğumu ne kadar geciktirebilecek izleyip göreceğiz…

18/01/2010

 
< Önceki   Sonraki >

HABERLER

1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   Sonraki   >>>

   ÜYELERİMİZ     |     ŞUBELER

 

HABERLER


Sitede yer alan PDF dokümanları görüntüleyebilmek için bilgisayarınızda Adobe Reader programının yüklü olması gerekmektedir.