Ufuk UYAN (Röportaj) - Faizsiz bononun önünü medya kesti - 19/03/2007 - Yeni Şafak

Röportaj

19/03/2007 - Yeni Şafak

Faizsiz bono konusuna bazı medya kuruluşlarının önyargılı yaklaştığını söyleyen Ufuk Uyan, "Halbuki bu bir finansal enstrüman. Bugün Çin'de, Japonya'da Avrupa'nın her yerinde var" dedi

Faizsiz bononun önünü medya kesti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2003 yılının Haziran ayı ortasında Malezya'yı ziyaret etmiş, IMF programını reddederek büyüme kaydeden ülkenin mali politikalarını incelemiş ve Malezya'nın İslami bono uygulamasını çok güzel bir şekilde uyguladığını görmüştü. 2003 yılının Ekim ayında Türkiye'nin de sene sonuna doğru 400-500 milyon dolar tutarında İslami bono çıkarmayı hedeflediği hakkında söylentiler çıkmış, faaliyet sermayesi olarak kullanılacak 5 yıl vadeli bonolara aracılık etmesi için HSBC ve CIMB'ye yetki verildiği dahi söylenmişti.

Ancak hükümetin faizsiz bono çıkarma çalışmaları da laik çevrelerin konuyu çarpıtarak kamuoyu oluşturmaları yüzünden yarım kaldı. Biz de Körfez sermayesi ve faizsiz finans sektöründeki gelişmeleri öğrenmek için Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan'a misafir olduk. Ufuk Uyan ile yaptığımız söyleşi şöyle;

Türkiye yıllık 1 milyar $ doğrudan yatırım çekerken, bugün 20 milyar $'a ulaştı. Peki Körfez'den ne kadar geldi? Son 2 yılda Türkiye'ye gelen Körfez sermayesi Kuveyt Türk'ün dışında başka bir örnek yoktur. Kuveyt Türk vardır bir de Kuveyt örneğini alırsak dikkate Starbucks'ın Ortadoğu temsilcisi olan grubu var. O da Kuveytli. Başka bir örnek yoktur son 2 yıla kadar. Fakat 2 yıl içerisinde çok daha başka şeyler oldu. Bakın Cevahir'i konuşuyoruz Kuveytli bir yatırım grubu aldı. Rakamsal olarak söylemek zor ama 1 milyar $'ı geçmez.

YATIRIM İÇİN DAHA FAZLA TANITIM ŞART

Son 2 yılda Türkiye doğrudan yatırımı 35 milyar $'a ulaşmış durumda? Ama o yanıltmasın bankacılık sektörü, satın almalar falan. Gerçek anlamda üretime katkı sağlamak anlamına gelince sınırlıdır bu rakam. Ama bizim bazı bilgilerimiz dahilinde o tür gelenler de var. Daha önce hiç olmadığı şekilde. Ama az. 50-100 milyon $ mertebelerinde. Şimdi marifet iltifata tabidir. Siz tanıtacaksınız ki gelecek. Şimdi yasal engeller bir tarafa, biz Körfez'e gittiğimizde görüyoruz hem Amerika'dan hem Avrupa'dan tanıtan bir sürü çalışmalar var. Bizde öyle şeyler yok. Zaten Körfez'e karşı bir önyargı var, onlar kırılmış daha yeni. Ama Türkiye bu kaynaktan da yararlanmak durumunda bence.

Körfez sermayesini çekmek için önemli bir fon olan sukuk neden gecikti? Bir kere ismiyle medya bir önyargı oluşturdu. Kamuoyu oluşunca da bizim topluma özgü bazı hassasiyetler öne çıktı ve bir tepki oluştu. Halbuki bu bir finansal enstrüman. Dışarıda birçok ülkede görüyorsunuz.

Bugün Çin'de bile var. Japonya'da var. Avrupa'nın her yerinde var. 400-500 milyon $'lık fon 5-6 milyar $'ı geçti. Devamlı büyüyor. Biz de Hazine yetkililerine, "Körfez sermayesini çekmek için cazip bir fon olan 'sukuk'un Türkiye'de de piyasalara girmesi gerekir" dedik. Baştan ilgi gördü ama şu anda tepkiler yüzünden kaldı. Ben bu yıl da pek çıkacağını düşünmüyorum.

Yani faizsiz fonun önü mü kesildi? Kesildi. Seçime kadar umut yok gibi gözüküyor. Seçimden sonra da, bilemiyorum, zor görünüyor.

2007'Yİ OLUMLU BÜTÇELEDİK

Kuveyt'ten burası nasıl gözüküyor? Size neler söylüyorlar 2007 konusunda?.. 2007'yi biz olumlu bütçeledik. Hatta halka arz öncesinde bir küçük sermaye artışı da var. 50 milyon $ karşılığı sermaye artışı yapacağız. Mayıs'ın başında genel kurulumuz. Ortakların hepsi de bu konuda olumlu görüşe sahip. Herkesin de katılacağını tahmin ediyoruz, çünkü örnekler olumlu. Halka arz yapan Bank Asya örneği olumlu. Çok talep de var. Şimdi Albaraka'nın da düşündüğünü biliyoruz. Faizsiz enstrüman olması anlamında Körfez'den ciddi talep var, yatırım yapmak üzere bu tür banka hisselerine.

İSİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DIŞ İLİŞKİLERE KATKISI OLDU

Katılım bankası olunca bir değişiklik oldu mu? Neden sadece dörtte kalındı? Özel finans kurumlarının katılım bankası olması aşağı yukarı 20 yıllık süreçten sonra oldu. Yurtdışı ilişkilerde sorunlara yol açtığı için özellikle konuldu. Herkesçe bilinen bir kavram banka kavramı. O açıdan banka ifadesinin alınması olumlu oldu. Dışarısıyla ilişkilere olumlu katkısı oldu. İlkelerimiz aynı, değişen bir şey yok dedik. Onu da ifade etmek için katılım kelimesini kullandık. Kâr ve zarara katılım, katılım bankacılığı, dünyada bilinen şekliyle İslam bankacılığı.

Yurtiçinde nasıl oldu da Türk halkı hemen böyle kabullendi? İnsanlar biliyor. Ortaklarını biliyor, çalışanlarını biliyor. Yapılan işler belli. Benimsendi. Daha ileriye de götürülebilir. Bu da yeni ürünle alakalı bir şey. Kuveyt Türk olarak da biz bu alanda en fazla katkıyı yapmaya çalışan katılım bankasıyız, yeni ürün konusunda. En son sendikasyonu yaptık. Altın borsasında faaliyete başlıyoruz. Bütün bunlar ilkler. Bunlar daha fazla katılımı beraberinde getirecektir, müşteri kitlesi açısından. Özellikle fon toplama konusunda belirli hassasiyetleri olan insanlar çoğunlukla bizimle çalışmakla birlikte, kullandırırken herkese açık bir pencereden çalışıyoruz. Ama öbür taraftan da hizmet kalitemizle, sunduğumuz ürünlerin rekabet edilebilirliğiyle, diğer bankalarla mukayese edilebilirliğiyle daha da büyütüyoruz müşteri kitlesini.

Altın kiralama konusunda ne yaptınız? Biz 2 yıldır zaten tasarruflarını altın olarak değerlendirmek isteyen müşterilerimize bu hizmeti veriyorduk. Mesela külçe altına yatırım yapmak istiyor, takas bankası var biliyorsunuz, orada tutuyorduk. Şimdi bu faaliyeti kendimiz yapacağız borsada olmakla birlikte. Bir de söylediğimiz altın katılım hesabımız. Bu aynı zamanda gelir elde etmek isteyen, tasarruf aracı olarak altını değerlendiren müşterilerin bu alıp satarak değerlendirip kar yaparak tekrar altın cinsinden kar verdik.

FAİZSİZ YATIRIM ARAÇLARINA TÜRKİYE'NİN İHTİYACI VAR

Kâr zarar ortaklığı şeklinde riske dayalı sisteme dayanmanıza rağmen Türkiye'de katılım bankaları neden sermaye piyasalarında yok? Tabii ki menkul kıymetler piyasası, sermaye piyasası dünyada faizsiz bankacılıkta ciddi olarak gelişen ve yerleşmiş bir piyasa. Bugün baktığınız zaman Malezya'da sermaye piyasası araçları çok yaygın bir şekilde kullanılıyor. Faizli bankacılıkta ne tür ürün varsa, bir karşılığı orada da var.

Biz de o konuda ciddi çalışmalar yaptık. Özellikle faizsiz bononun ülkemize de getirilmesi konusunda daha önceki hazine müsteşarlığı döneminde faaliyet başlattık. Neden? Bu tür kamu kağıtları olmalı ki özellikle altın kaynaklarının yatırılacağı bankaların tahvilleri var. Veya sabit yatırım araçları var. Hem müşterilerden hem de kendi kaynaklarından buraya yatırım yapabiliyor. Bizim de böyle bir ürüne ihtiyacımız var. Biz bunu hem müşterilerimiz adına hem de kendi adımıza yapabilmeliyiz. Bunu içeride de yatırım olarak yapabiliriz dışarıda da. Ama dışarıdakiler dövizli olduğu için cazip olmuyor. Ama Türk Lirası'na yönelik de bazı çalışmalarla imkanlar sağlanabilir.

Halka arz için zaman kolluyoruz

Borsaya açılacak mısınız? Halka açılmak konusu? Halka açılmak konusunda zamanını bekliyoruz. Türkiye'de Bank Asya açıldı. Oldukça talep var. Bu anlamda olumlu bir örnek oldu. Albaraka'nın da düşündüğünü biliyoruz. Tabiî bizde de düşünülüyordu bir zamanlar. Ancak ekonomide bazı dalgalanmalar oldu. Bu sakinleştikten sonra bakacağız. 2008 gibi gözüküyor.

Yurt dışına yeni şube açabiliriz

Körfez sermayesinden de bir katılım bankası tarzı oluşum düşünülüyor galiba? Bizim basında izlediğimiz kadarıyla Türkiye Finans Katılım Bankası yetki verdi. Dolayısıyla orayla ilgili bir oluşum oldu. Onun dışında daha önce de Türkiye'de araç kiralama yatırımı yapan International Investor grubu var, Kuveytli. Onlar Ada Bank'ı satın aldılar. Onu da katılım bankası yapacaklarını biz duyduk.

Bu durumun size faydası olacak mı? Tabii. Rekabet güzel bir şey.

Yurtdışı konusunda bir çalışmanız var mı? Almanya'da temsilciliğimiz var. Şimdi onu finansal hizmetler şubesine dönüştürüyoruz. Onun dışında Bahreyn'de bir şubemiz var. Dubai'de de bir şube açabiliriz.

Kredilerin yüzde 40'ı konut için verildi

Mortgage yasasından sonra siz ne gibi bir değişiklik yapmayı düşünüyorsunuz? Konut kredisi kullananlara 3 aylık bir süre verildi. Bu süre içinde ben mortgage'a tabi olmak istemiyorum demeyen tüm şirketler bu yasaya tâbi olacaklar. Dolayısıyla bizim bu % 40'lık portföyümüz mortgage'a tabi hale gelecek. Belli ve güzel avantajları var bunun. Fakat burada da prensipler açısından çözmemiz gereken şeyler var. Biz alacağın satışını yapamayız. Ancak varlığın satışını yapabiliriz. Borcun satışını yapamadığımız gibi. İşte burada bizim düşüncelerimiz var. Leasing yöntemiyle biz fonlama yaparsak bunları ikinci piyasasını oluşturabiliyoruz. Bu açıdan da leasing kanunu üzerinde çalışılıyor şu anda . İnşallah orada bu değişikliği talep edeceğiz. Alt kiralama denilen "sub-leasing" faaliyetine müsaade edilmesi. Bizim fon kaynağı getirebilmemiz için onu yapmaya çalışacağız.

Kaybolan değerler gün ışığına çıkıyor

İstanbul'un yıkılmaya yüz tutmuş tarihi çeşmelerini restore ederek, sosyal sorumluluk konusunda önemli bir adım atan Kuveyt Türk, kaybolan kültürümüze ışık tutan albüm ve kitaplarıyla da dikkat çekiyor. Geçtiğimiz günlerde Kaybolan Mesleklerimiz isimli araştırma kitabını yayımlayan Kuveyt Türk, unutulmuş kültürel ve sosyal değerlerimize ışık tutmaya devam ediyor. Kitabın yayın yönetmeni Kuveyt Türk Finans Kurumu'nun İdari Hizmetler Başkanı Emin Oran, "Bundan sonra yine böyle kültürel çalışmalarımız olacak. Kaybolan kültürümüz içerisinde her türlü alanı inceliyoruz. Mimarimiz var, mesleklerimiz var, yemeklerimiz var, müziğimiz var, resmimiz var, ahlakımız var, v.s... Şu an kaybolan müziğimiz üzerinde çalaşıyoruz. 300-500 sene önce insalarımız nasıl eğleniyor, neleri müzik olarak kabul ediyorsa onları günümüze taşıyacağız" dedi.

© Copyright 2016, Tüm hakları saklıdır