Sami USLU - Rahmetli Özal'dan 25 yıl sonra Gelire Endeksli Senet - 28/01/2009 - Zaman

Sami Uslu

28/01/2009 - Zaman

Zaman Gazetesi'nin geçen cuma günkü haberine göre, TC Hazine Müsteşarlığı, getirisi başlıca kamu kurumlarının faaliyet kazancına endeksli olmak üzere 'Gelire Endeksli Senet (GES)' adı altında yeni bir finansal enstrüman ihraç ediyor.

Hedef; yurtiçi tasarrufların artırılması, kamu borçlanmasında yatırımcı tabanının büyütülmesi ve malî piyasada tedavül eden finansman araçlarının çeşitlendirilmesi. Hazine Müsteşarlığı'nın açıklamasına göre, ihraç, 28 Ocak Çarşamba günü (bugün) başlayacak ve devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) olduğu gibi, bankalara doğrudan satış yöntemi kullanılacak. Türk Lirası ve ABD Doları cinsinden çıkarılacak GES'lerin toplam nominal değeri 1,9 milyarı bulacak. Doğal olarak, yatırımcıya minimum getiri garantisi verilmesi söz konusu değil. Zira, böyle bir garanti, enstrümanı, tür olarak, getirinin önceden belirlendiği, bilindiği faizli tahvillere yaklaştırır. Halbuki, İslami esasa uygun her türlü finansal aracın getirisi ticari bir kazanca dayanmalıdır. Ticaretin en ayırıcı vasfı ise kâr veya zararın önceden bilinmemesidir. O kadar ki, 'Ticaret nedir?' sorusunu tek kelimeyle "risktir" diyerek yanıtlamak yanlış olmaz.

Senetlerin yatırımcıya neması; Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Devlet Malzeme Ofisi (DMO), Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) ile Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KIYEM) gibi dev kamu kuruluşlarının rutin faaliyetlerinden elde edilen gelirlerden karşılanacak; Türk Lirası cinsinden çıkarılacak senetlerin vadesi 3 yıl, gelir kuponu ödemeleri üç ayda bir, ABD Doları üzerinden çıkarılacak olanlarda ise vade yine 3 yıl, kupon ödeme sıklığı altı ay olacak. Dolar senetlerindeki kupon ödemelerinin altı ay olarak saptanması, uluslararası tatbikatla paralellik sağlamak için olsa gerek.

Mali aracın ihracındaki başarının en önemli şartı, genişliği ve derinliği bulunan ikincil bir piyasanın mevcudiyetidir. Yani, birincil piyasadan bir mali ürünü alan yatırımcı, istediği zaman onu satarak nakde çevirebilmeli, bunu yaparken de fazla zaman harcamamalı ve satıştan dolayı zarar etmemelidir. Teknik deyimle, bir mali aracın yatırımcılar nezdinde revaçta olabilmesi, tercih edilebilmesi için likit olması şarttır. Nitekim, mali enstrümanın cari fiyatını tayin eden bir numaralı faktör, onun likiditesidir. Yatırımcının, herhangi bir mali sıkışıklıkta, hemen ve zarar etmeksizin paraya çeviremeyeceği bir enstrümana iltifat etmesi beklenemez.

İşte, bu bakımdan Gelir Endeksli Senetlerin (GES) yatırımcıları hiçbir sorun yaşamaz. Çünkü, senetler İMKB tahvil ve bono piyasasında işlem görecek, başka bir deyişle, ikincil piyasa Borsa'da oluşturulacak. Artık uluslararası hüviyet kazanan İMKB'de alınıp satılacak olması, senetlere mutlaka gereken likiditeyi sağlar. Böyle bir aracın, böyle bir ikincil pazardaki arz ve talebi daima canlı olur. Bu durumun diğer bir sonucu olarak da alım-satımlarda gerçek piyasa fiyatı hakim olur.

GES konusunda es geçilemeyecek nokta, mucidinin rahmetli Turgut Özal oluşudur. Tahsili itibarıyla elektrik mühendisi olan rahmetli, 25-26 yıl önce gelir ortaklığı senedini tek başına dizayn etmişti. Tamamen rahmetlinin inisiyatifiyle 1983 yılında köprü ve baraj gibi kamu kurumlarına ait gelirlerin halkla paylaşılacağı açıklanmış, ilk gelir ortaklığı senedi Boğaziçi Köprüsü için 3 Aralık 1984 yılında ihraç edilmişti.

Bu anlattıklarımız ışığında, Gelir Ortaklığı Senetleri'nin (GES) her türlü yatırımcıya hitap edeceğinden eminim. Türkiye ve dünyanın finansal hayatına renk katmasını beklediğim GES, özellikle ülkemiz ve yurtdışındaki faizden kaçan mütedeyyin insanlar için gönül huzuruyla paralarını emanet edebilecekleri bir mali araç olacak. Öte yandan, çıkarılan GES tutarı kadar kamu borçlanması sağlıklı ve reel devlet gelirine dayandırılırken, borç kompozisyonunda iç borçların oranı dış borçlara göre yükselecek.

© Copyright 2016, Tüm hakları saklıdır