Sami USLU - Çözüm faizsiz bankacılık mı? - 26/09/2008 - Zaman

Sami Uslu

26/09/2008 - Zaman

Finansal sistemin altüst olduğu bugünkü ortamda, faizsiz bankacılık yapan kuruluşlar, bizdeki adıyla katılım bankaları yeni mali sistem için ciddi alternatif teşkil edebilir.

Şöyle ki, katılım bankaları yatırım ve ticaret bankalarının güçlü yönlerini kendilerine adapte edip, zayıf taraflarını dışlayabilirler. Şimdi söz konusu üç banka türünü avantajları ve dezavantajlarıyla mukayese edelim.

Katılım bankalarının geleneksel bankalara göre ilk büyük avantajı faizli bankaların mütedeyyin kitleye hitap edememesi, daha doğrusu bu kitle tarafından benimsenmemesi, buna mukabil, katılım bankalarının herkesle çalışabilmesinde yatar.

Katılım bankaları, kaynak olarak, döviz ve YTL üzerinden açılan maliyetsiz cari hesaplar ve kâr payı hesaplarından yararlanırlar. Kâr payı; sağlanan kâra orantılı olarak dağıtılırken, geleneksel bankacılıkta mevduat sahibine söz verilen faiz mutlaka ödenmelidir. Katılım bankalarının kaynak maliyeti daha düşük ve en az ticaret bankalarının mevduatı kadar istikrarlıdır. Katılım bankaları daha ziyade öz sermayeyle, geleneksel bankalar ise yabancı kaynakla çalışma eğilimi gösterir. Geleneksel bankacılıktata iflaslar, el değiştirmeler oldukça sık yaşanır, faizsiz bankacılıkta böyle olaylar nadirattandır.

Geleneksel bankalar, müşteriyle menfaat çatışması içindedirler. Bankanın geliri, müşterinin gideri olur. Aralarında kazan-kazan münasebeti olamaz. Ticaret ve sanayi erbabı, geleneksel bankalara hiçbir zaman güvenmedi, güvenmiyor. Bankalar, "güneşli havada şemsiyeyi tutup, yağmurlu havada kapatırlar" tekerlemesi adeta bu bankaların ikinci bir tarifi haline gelmiştir. Halbuki katılım bankaları, müşterileriyle ticaret yapar, müşterinin başarısı için ona her türlü yardımda bulunmaya amadedirler. Ödemede aksaklık olduğunda katılım bankasının yaklaşımı oldukça müşfik ve yardımcıdır, ta ki müşteri iyi niyetli olsun. Genel olarak, katılım bankasının müşterisi bankasına daha bağlı ve daha az talepkardır.

Faizci bankalar iyi müşteriyi saptadıklarında portföylerine dahil etmek için her yolu denerler. Ama, tökezleyip, ödemelerini biraz aksatan bir şirketin iflasına kadar varacak şekilde önlem almaktan kaçınmazlar. Kredi kartı uygulamasında yerli-yabancı bankaların uygulamaları açgözlülük, bencillikte ne kadar ileri gidebileceklerinin canlı ve çarpıcı örneğidir. Kendi aralarındaki rekabet bakımından da bu iki banka türü arasında ciddi fark vardır. Geleneksel bankacılıkta, bankalar arası rekabet sınırsızdır, zaman zaman yıkıcı olabilir. Katılım bankalarında ise, dostluğu bozacak şekilde aşırı bir rekabet tarzı pek görülmez.

Yatırım bankaları toptancı bankalardır, büyük tutarlı işlemler yapar, ticaret bankalarının ise ortalama işlem tutarı düşüktür, perakende bankacılığa yönelirler. Katılım bankasına hem yüksek montanlı işleri hem de küçük şirketlerle ufak montanlı işleri yapmaya müsait bir yapı kazandırabilir. Bunun tek şartı gerekli kalifikasyonda eleman istihdam etmektir.

Katılım bankası müşterileri, dinen yasaklanmış olan faize bulaşmamış olmanın manevi huzurunu yaşar ki, bu husus katılım bankalarının belki en büyük üstünlüğüdür ve katılım bankasına sürekli ve istikrarlı bir müşteri portföyü temin eder. Geleneksel bankalarda müşteri ilişkisi tamamen karşılıklı parasal menfaate dayalı iken, faizsiz bankalarda maddi ve manevi unsurlar denge halindedir.

Kabul etmek gerekir ki, faizli bankacılık binlerce yıllık bankacılık birikiminin vârisi durumundadır. Katılım bankalarının organizasyon yapılarını revize etmesi ve geleneksel bankacılığın faiz yasağına aykırı olmayan tüm ürün ve hizmetlerini sunacak bilgi, beceriyi edinmesi halinde, yeni bankacılık ve finans sisteminin yıldızı haline gelmesi işten bile değildir.

© Copyright 2016, Tüm hakları saklıdır