Adnan Ahmed Yousif – İslami finansta paylaşma, iktifa ve ikna değerleri – 01/03/2016 – Derin Ekonomi

İslami finans, bugünün uluslararası finansal piyasalarında artık gayet geniş bir kabul görüyor. Hızla büyüyerek 2 trilyon doların üzerine çıkan hacmiyle coğrafi olarak tüm kıtalara yayılıyor. Yeni işlemler ve eşsiz deneyimler doğarken, sektör parlak yeteneklerle de doluyor.
Ancak bu hızlı büyümenin sonucu olarak İslami finansın ne olduğu ve ne amaç taşıdığı da unutulma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu tehlike sadece genel kamuoyu ve İslami finans müşterilerini ilgilendiren bir konu değil, bizzat İslami finans sektörünün bir sorunu.
izninizle İslami finansın temel özelliklerini hatırlatmak ve hızlı büyümesine olanak sağlayan arka planını anlatmak isterim.

Paylaşma Ekonomisi
: Risk ve kazanç her ekonominin vazgeçilmez unsurudur. Ancak ideai risk ve kazanç seviyesini oluşturmak -ki eğer böylesi bir denge varsa, çok güçtür. Sadece kazancı paylaşmayı düşünenlerin yarattığı boşluk aslında riske tekabül etmektedir ve ekonomi üzerinde bir yüktür. Başka bir ifadeyle, kazanca odaklanmış bir ekonominin doğası gereği risklerin adil olmayan şekilde dağıldığı dengesizlik oluşturur. Bir diğer yandan risklerin paylaşımı ve kazanç ise ekonominin daha güçlü ve dirençli olur. derinleşerek genişler ve içsel olarak dengesizlikleri barındırmaz. Örneğin, bir islami banka mortgage ya da araç finansmanı yaptığında riskleri ve doğal olarak kazancı da gerçekten müşterisiyle paylaşır. İslami bankalar sahip olmadıkları şeyleri satamayacaklan için gayrimenkul riskierini kazanç tarafına geçmeden önce paylaşmalıdır. islami bankalar, mortgage ya da otomotiv finansı sağlamak için ev veya arabaya sahip olmak zorunda olduklarından dolayı ilk adımda gayrimenkul riski ve sahiplik riskini üstlenmiş olurlar. Benzer ekonomik sonuçlar, paylaşım ekonomisini yaratır ve bankacılık aktivitesini doğrudan ree! ekonomiyle ilişkilendirir. Bu da tüm ekonomilerin aradığı bir sonuçtur. Sonuçta İslami finansın paylaşım ruhu doğal olarak katılımı teşvik eder.

İktifa ekonomisi:
islami finans gayet regüle edilmiştir ve sınırları iyi çizilmiş bir alanda hareket eder. İslami finans kuruluşlarının hangi alanlarda faaliyet gösteremeyecekleri net ifadelerle belirlenmiştir. Bu ise İslami finans için daha dar bir alanda manevra yapmayı getirmekte ancak bunun sonucu olarak da bu sektörde herkesten daha iyi performans göstermeyi zorunlu kılan bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bu bazı açılardan konvansiyonel finansa! hizmetlere oranla dezavantajlı bir durum olarak görülebilir. Bir açıdan da doğru olduğu kabul edilebilir ancak İslami finansın da kendi açısından avantajları söz konusudur. Bir sektörün kendini pervasız bir hırs ve sadece fırsatların peşinde koşan bir finansaf maceracılık ortamında hareket alanının sınırlanması zor bir durumdur. Ancak iktifanın sınırları sektörü daha güvenli yapar. İslami finansın müşterileri de sektörün bu niteliğini bilir ve finansal getiri beklentileri de buna göredir. Böylece İslami finans iktifayı teşvik eder ve büyüdükçe iktifanın da yayılmasını sağlar.

Kanaat ekonomisi:
İslami finans, kurucularının bu sistemin işleyeceğine olan derin kanaatleri sayesinde hayata geçti. Sektör şimdi ise müşterilerin finansal ihtiyaçlarına İslami bir çözümün olduğuna dair kanaatleri sayesinde büyüyor.
Bu nedenle kanaat İslami finans sektörünün ana damarıdır.
Bence islami finansın ayakta kalıp gelişmesinin sebebi paylaşma, iktifa ve kanaat gibi temel değerlerdir. Sektör büyüdükçe kendimize bu ve diğertemel değerleri hatırlatmalıyız. Bu bizim sistemli büyümemizi sağladığı gibi reel ekonomiyle olan bağımızın da kopmamasını sağlar. Herkes için asıl kazan-kazan ilişkisi reel sektördeki büyümedir, islami finans toplum ve ekonominin iyi gidişatı üzerine pozisyon almıştır ve başarısı da müşterisinin başarısına bağlıdır. Bu nosyona güçlü şekilde inanmaktan da gurur duyuyoruz.
• Albaraka CEO, Bahreyn

© Copyright 2016, Tüm hakları saklıdır